Vertaling van "Irak" aan de Turkse taal:
Woordenboek Nederlands-Turks
Irak - vertaling :
Voorbeelden (Externe bronnen, niet beoordeeld)
| Irak, vervolgens Irak, en dan Irak. | Irak, ve yine Irak, ve yine Irak. |
| Irak binnenvallen versus Irak bevrijden , | Irak'ı işgal etmek ve Irak'ı özgürleştirmek |
| Irak | Irak |
| Irak, Bush. | Irak, Bush gibi. |
| Dit is Irak. | Burası Irak. |
| Irak of Afghanistan. | Irak ya da Afganistan'daki çatışmalardan daha fazla madalya verildi. |
| Meer geweld in Irak. | Irak'ta dehşet sürüyor. |
| Irak, Afghanistan en Liberia. | Irak, Afganistan ve Liberya'ya. |
| Vancouver, Nieuw Zeeland, Irak. | Yeni Zellanda, hatta Irak'tan kartlar gelmeye başladı. |
| Laten we beginnen met Irak. | Irak ile başlayalım. |
| Ze sturen hem naar Irak. | Irak'a yolluyorlar. |
| Ze sturen hem naar Irak. | Irak'a gönderiyor. |
| In 2004 ontwikkelde men een zender genaamd Alhurra Irak, die zich speciaal bezighoudt met gebeurtenissen in Irak en het wordt uitgezonden in Irak. | 2004 yılında Irak içinde yayın yapan ve Irak'daki gelişmeleri aktaran Alhura Irak kuruldu. |
| Dit is een blog uit Irak. | Bu Iraktan bir ağ güncesi (blog) |
| Stem 2 Irak, hier zijn we! | Irak, biz geliyoruz! |
| We deden exact hetzelfde voor Irak. | Bunun aynısını Irak üzerinde denedik. |
| Waarom viel de V.S..Lybie en Irak aan? .Lybie en Irak aan? En Afghanistan en Yemen? | ABD neden Libya, Irak, Afganistan, Yemen'e saldırdı? |
| Ik moest overstappen op weg naar Irak. | 35 dakika mı? Bir petrol işi için lrak'a giderken uçak değiştirdim. |
| Willen jullie dezelfde situatie als in Irak zien? | Siz de Irak'ın başına gelenleri mi istiyorsunuz? |
| In Irak, in het oorlogsgebied zijn er bermbommen. | Örneğin Irak'ta, bilirsiniz, savaş bölgesi, yol kenarı bombaları var. |
| Olie was een van de krachten die Irak samenhielden. | Petrol Irak'ı birarada tutan güçlerden biriydi. |
| Dit zijn foto's op Flickr met het label Irak . | Flickr'da Irak diye etiketlenmiş fotoğraflar var. |
| Dat is wat mijn moeder mij in Irak vertelde. | İçimdeki 'ben'i kaybetme korkusu. Irak'taki annem de bunu söylerdi hep. |
| Ze zijn gevonden in het huidige Irak en Iran. | Günümüz Irak ve İran'ında bulunmuşlardı. |
| We wisten niet wat we zouden aantreffen voor Irak. | Irak için ne bulacağımızdan haberimiz yoktu. |
| Hoe beëindigen we een oorlog als die in Irak? | Irak gibi bir savaşı nasıl bitirebiliriz? |
| Je bent een Arabische moslim die in Irak woont. | Irak'ta yaşayan Müslüman bir Arapsınız. |
| Irak of Afghanistan niet te vinden op een kaart. | Irak'ı veya Afganistan'ı haritada bulamıyorlar. |
| Clay diende samen met mij. in Irak en Afghanistan. | Clay de benimle birlikte deniz piyadeydi. Irak ve Afganistan'da birlikte görev yaptık. |
| Mensen zeggen Waarom ga je niet naar Irak of Afghanistan. | İnsanlar ya Niye Irak'a ya da Afganistan'a gitmiyorsun? |
| We dachten dat er misschien iets speciaals was aan Irak. | Düşündük ki belki de Irak ı özel yapan bir şey var. |
| Dat is wat we verloren hebben in Afghanistan en Irak. | Ve bu Afganistan ve Irak'ta kaybettiğimiz şey. |
| Zo zeggen mensen ook En de oorlog in Irak dan? | Benzer şekilde, insanlar, Peki Irak savaşı ne olacak? diye soruyor. |
| Moeten we ons zorgen maken over de mogelijke desintegratie van Irak? | Peki biz buna üzülmeli miyiz? Irak'ın dağılmasına? |
| Irak, George Bush, Barack Obama, Scooter Libby de Bill Clinton mensen. | Irak, George Bush, Barack Obama, Scooter Libby var Bunlar Bill Clinton türünde kimseler. |
Verwante zoekopdrachten: Irak -