Vertaling van "bv" aan de Turkse taal:


  Voorbeelden (Externe bronnen, niet beoordeeld)

Kijk bv naar de oogholte opening. Normaal liggen daar edelstenen in.
Örneğin gözlerine baktığımızda, sadece bir gözün içinde kakma olduğunu görüyoruz, oysa genelde gözlerde yarı değerli taşlarla kakma yapılır, veya gömme de diyebilirsiniz.
beleid om de recycling en terugwinning van verpakkingsafval te bevorderen (bv. de verpakkingsrichtlijn uit 1994) en om het storten van biologisch afbreekbaar stedelijk afval te vermijden (bv. de afvalstortrichtlijn van 1999).
Geçmişteki ve geleceğe yönelik bu eğilimler kısmen, ambalaj atığının geri dönüşüm ve geri kazanımının artırılmasını ve biyolojik olarak çözünebilir kentsel atığın düzenli depolama dışındaki uygulamalarla bertaraf edilmesini hedefleyen (1994 Ambalaj Direktifi ve 1999 Düzenli Depolama Direktifi gibi) özel politikaların sonucudur.
Bij de vaststelling van een boete houdt de Europese Commissie rekening met eventuele verzwarende omstandigheden(bv. deherhaling van bepaalde praktijken) en verzachtende omstandigheden(bv. demedewerking die een onderneming heeft verleend bij het onderzoek).
Komisyon cezanın tutarını belirlerken tümağırlaştırıcı(örn.ihlâlin tekrarı) ya da hafifletici(örn.şirket işbirliği) koşullarıhesaba katar.
Geen van de kinderen verspilt tijd de baas te zijn van de Spaghetti BV. Juist.
Çocukların hiçbiri Spagetti Şti. CEO'su olmaya çalışmıyor. Değil mi?
Hier links zien we bv. een sneeuwvlok, zoals die er in de natuur zou uitzien.
Mesela, solda bir kar tanesinin doğada bulunabileceği bir şeklini görüyorsunuz.
het elimineren van concurrentieverstorende overeenkomsten en misbruiken vanmachtsposities(bv. het verbieden van prijsafspraken tussen concurrenten)
Rekabeti sınırlayan anlaşmaların ve hakim durumun kötüye kullanılmasının(örneğin rakipler arasında fiyat sabitleme anlaşmaları) ortadan kaldırılması.
Houd bij het uitvoeren van risicobeoordelingen altijd rekening met de mogelijke aanwezigheid op de werkplek van werknemers van andere bedrijven (bv. schoonmakers, medewerkers van particuliere beveiligingsdiensten, onderhoudspersoneel) of van andere derden (bv. cliënten, bezoekers, voorbijgangers ).
Risk değerlendirmesi yapılırken temizlikçiler, özel güvenlik görevlileri, bakım işçileri gibi işyerindeki diğer çalışanlar ile müşteriler ve ziyaretçiler gibi dışarıdan işyerine girmiş bulunanların işyerindeki varlığı da göz önünde bulundurulmalıdır.
Wanneer problematisch drugsgebruik (bv. verslaving) of ernstige comorbiditeit wordt vastgesteld, worden cliënten doorverwezen naar gespecialiseerde diensten.
15 ila 24 yaşındakiler arasında bir önceki ayda esrar kullanma yaygınlığı, bu tür programlarla tanışabilecek gençlerin oranına ilişkin bir gösterge sağlamaktadır.
In sommige landen (bv. België en Frankrijk) stellen bepaalde laagdrempelige centra ook schone crackpijpen ter beschikking.
Bazı ülkelerde (örneğin Belçika, Fransa), kimi düşük eşikli kurumlarda temiz crack pipoları da sunulmaktadır.
En in werkelijkheid, als je bv. een auto rijdt, dan ga je altijd met een variabele snelheid.
Gerçek hayatta, araba kullanırken, hızınız devamlı değişir. t 0'a eşit iken, hareketsiz olduğumu varsayıyorum.
Daarnaast wordt in Nederland ook speciaal op gebruikers van cocaïne en Clubdrugs (bv. ecstasy) gerichte hulp verleend.
Ele geçirilen 7 tonun üzerindeki psödoefedrinin de hemen hepsi Fransa da ele geçirilmiştir.
Verschillende landen melden het bestaan van huisvestingsbijstand (bv. Tsjechië, Duitsland, Ierland, Nederland, Finland, Zweden en het Verenigd Koninkrijk).
Birkaç ülke her türden uyuşturucu tedavisi için düzenli sonuç değerlendirmeleri yapıldığını rapor etmektedir.
Deze sterfgevallen zijn geconcentreerd onder problematische drugsgebruikers, maar komen ook voor onder incidentele gebruikers (bv. verkeersongevallen en zelfmoord).
Avrupa ya ilişkin en yeni çalışmalar Almanya, İspanya, İtalya, Hollanda, Birleşik Krallık ve Norveç te gerçekleştirilmiştir.
de liberalisering van economische sectoren waarin sprake is van een monopolie(bv. de openstelling van de sector telecommunicatie voor concurrentie)
Tekelci ekonomik sektörlerin özelleştirilmesi (örn.telekomünikasyon).
Naast het injecteren van drugs kunnen ook alternatieve toedieningswegen (bv. roken) worden gebruikt en drugsgebruikers kunnen hun toedieningsweg ook veranderen.
2006 yılında, 14 ülkeden elde edilen verilerin analizi eroin
Deze trend tekent zich nu duidelijk af in bepaalde landen waar dat eerder nog niet het geval was (bv. Tsjechië en Duitsland).
Uyuşturucuyu enjekte eden kullanıcılar uyuşturucu kullanımlarından dolayı, kan yoluyla bulaşan hastalıklar (örneğin HIV AIDS, hepatit) veya uyuşturucu kaynaklı ölümler gibi sağlık sorunları yaşama riski en fazla olanlar arasındadır.
Een aanmerkelijk deel van de geregistreerde sterfgevallen met een onbekende of onvoldoende specifieke (bv. hartstilstand) oorzaak kunnen te wijten zijn aan overdoses.
Birleşik Krallık ta, uyuşturucuya bağlı hasarın azaltılmasına yönelik spesifik bir eylem planı bulunmakta olup, burada uyuşturucuya bağlı ölümlerin önlenmesini hedef alan spesifik eylemler belirlenmiştir.
de controle op staatssteun(bv. het verbieden van een overheidssubsidie om eenverliesgevende onderneming in bedrijf te houden zonder dat er vooruitzichten op herstelbestaan).
Devlet yardımının izlenmesi(örn.hiçbir kurtulma umudu olmayan, zarar eden birşirketin hayatta kalması için verilen devlet yardımının yasaklanması).
Bij de handhaving van de drugswetgeving zijn diverse autoriteiten betrokken die onder de verantwoordelijkheid van verschillende ministeries vallen (bv. politie, justitie en volksgezondheid).
Etkinlik, ideal olarak, müdahalelerin özel sonuç ölçütleriyle karşılaştırıldığı kontrollü deneyler veya randomize kontrollü deneyler gerçekleştirmek suretiyle belirlenmektedir.
de controle op concentraties van ondernemingen(bv. het verbieden van een fusietussen twee grote concerns die door het samengaan een machtspositie op de marktzouden verwerven)
Şirketler arasındaki birleşmelerin kontrolü(örn.pazarı hâkimiyetlerine almalarıylasonuçlanabilecek iki büyük şirketin birleşmesi).
Bepaalde landen (bv. Ierland, Italië en Spanje) hebben evenwel strategieën of behandelprogramma s voor cocaïnegebruikers ten uitvoer gelegd en in Frankrijk wordt aan soortgelijke programma s gewerkt.
Bazı ülkeler (örneğin İrlanda, İtalya, İspanya) ise, kokain kullanıcılarını hedef alan stratejiler veya tedavi programları uygulamaya koymuş olup, Fransa bu gibi programlar geliştirme aşamasındadır.
Wat dacht je daarvan prik een donderdag, eens in de maand knip die dag in tweeën en bv. alleen de middag ik maak het je makkelijk.
Sadece ayda bir kere perşembeyi seçip ve o günün de yarısını alıp mesela öğleden sonra sizin için kolay hale getiriyorum.
Dergelijke steun heeft tot doel bij te dragen aande oplossing van de verschillende problemen (bv. op het gebied vanwerkgelegenheid, ontwikkeling enz.) waarmee sommige stadswijken te kampenhebben.
Bu yardımın hedefi, belirli kentsel alanlardagörülen istihdam, gelişme gibi problemlerin hafifletilmesine ve hatta ortadankaldırılmasına yardımcı olmaktır.
Hoewel het aantal langetermijnstudies beperkt blijft, heeft vroeger onderzoek uitgewezen dat injecterende drugsgebruikers de behandeling goed volhouden en met succes volgen (bv. Moussalli et al., 2007).
Uzun süreli çalışmaların sayısı sınırlı olmakla beraber, mevcut araştırmalar enjekte eden uyuşturucu kullanıcılarının antiviral tedavisinde iyi bir uyum ve başarı gerçekleştirildiğini ortaya koymuştur (örneğin, Moussalli vd., 2007).
De handhaving van het drugsverbod heeft volgens de studie onbedoeld heel wat schade aangericht, waarvan een groot deel voorspelbaar was (bv. geografische verplaatsing van productie en handel).
Çalışmada uyuşturucu yasağının uygulanmasının önemli oranda istenmeyen hasara yol açtığı ve bunların pek çoğunun aslında vaktiyle öngörülebilir olduğu kanısına varılmıştır (örneğin üretim ve ticaretin coğrafi olarak yer değiştirmesi).
Intensief cocaïnegebruik wordt immers in verband gebracht met psychologische stoornissen (bv. impulsief en agressief gedrag) en, in bepaalde groepen, met chaotische levensstijlen en ernstige geestelijke en fysieke aftakeling.
Ancak, İtalya, Portekiz, Slovenya ve Birleşik Krallık tan ulusal uzmanlar bu programların tedaviye ihtiyaç duyan kokain kullanıcılarının çoğu için mevcut olduğunu tahmin ederken, Danimarka, Almanya, İrlanda, Avusturya, Hollanda, Fransa ve İspanya dan uzmanlar bunların sadece azınlıktaki kokain kullanıcıları için mevcut olduğunu tahmin etmiştir.
In minstens vijf regio s konden op basis van de incidentieschattingen prevalentieschattingen worden gemaakt die goed overeenstemden met andere bestaande schattingen (bv. aan de hand van het capture releasesteekproefprocedé).
14 ülkede uyuşturucu tedavisi altında olan hastalara ilişkin verilerin yeni bir analizinde birincil opioid kullanıcılarının tedavide bulunan tüm uyuşturucu
De infrastructuur (bv. eentelefoon of elektriciteitsnet) kan eventueel in exclusieve eigendom van demonopolist blijven, maar hij zal zijn net moeten openstellen voor anderen diehem willen beconcurreren in het aanbieden van diensten.
Tekelci kuruluşlar, altyapı(örneğin telefon ya da elektrik şebekesi) üzerinde münhasır mülkiyet haklarınıkorurken, şebekeleri üzerinden verilen hizmetler konusunda (telefonla iletişim yada elektrik tüketimi) kendileriyle rekabet etmek isteyen üçüncü taraflara erişimhakkı vermek zorundadırlar.
Zij vormen een meer directe indicator voor de geleverde inspanningen op het gebied van wetshandhaving (bv. prioriteiten, middelen en strategieën) en weerspiegelen ook de kwetsbaarheid van handelaars en de toegepaste verslagleggingspraktijken.
Bitkisel kenevirin ortalama perakende fiyatı bilgi veren 17 ülkede gram başına 1 EUR ve 12 EUR arasında değişirken, bunların yaklaşık yarısı 4 EUR ve 9 EUR arasında değişen fiyatlar rapor etmiştir.
In de meeste landen zitten de uitgaven voor bepaalde drugsgerelateerde activiteiten vervat in andere programma s en interventies (bv. algemene begroting voor politieoperaties of interventies die zowel gericht zijn op verboden als op niet verboden middelen).
Pek çok durumda (örneğin Estonya, Fransa, Polonya, Romanya), saptanan etiketlendirilmiş harcamaların çoğunluğu ulusal uyuşturucu politikası belgelerinin uygulanmasından kaynaklanmıştır.
En Wij hebben het ijzer neergezonden, waarin grote macht is en voordelen voor de mensheid, opdat Allah zou doen weten wie Hem en Zijn Boodschappers helpt, zonder dat hij (bv. Allah en het Paradijs) kan waarnemen.
Ve kendisinde büyük bir kuvvet ve insanlara birçok yararlar bulunan demiri indirdik ki Allah, kimin (ondan yararlanarak) gaybda (görmediği halde) kendisine ve elçilerine yardım edeceğini bilsin, (ortaya çıkarsın).
En Wij hebben het ijzer neergezonden, waarin grote macht is en voordelen voor de mensheid, opdat Allah zou doen weten wie Hem en Zijn Boodschappers helpt, zonder dat hij (bv. Allah en het Paradijs) kan waarnemen.
Biz demiri de indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır. Bu, Allah'ın dinine ve peygamberlerine görmeden yardım edenleri belirlemesi içindir.
En Wij hebben het ijzer neergezonden, waarin grote macht is en voordelen voor de mensheid, opdat Allah zou doen weten wie Hem en Zijn Boodschappers helpt, zonder dat hij (bv. Allah en het Paradijs) kan waarnemen.
Büyük bir kuvvete ve halk için yararlara sahip olan demiri de indirdik ki ALLAH kendisini ve elçisini inançla destekleyenleri ayırsın.
En Wij hebben het ijzer neergezonden, waarin grote macht is en voordelen voor de mensheid, opdat Allah zou doen weten wie Hem en Zijn Boodschappers helpt, zonder dat hij (bv. Allah en het Paradijs) kan waarnemen.
Ve kendisine çetin bir sertlik ve insanlar için (çeşitli) yararlar bulunan demiri de indirdik öyle ki Allah, Kendisi'ne ve elçilerine gayb ile (görmedikleri halde) kimlerin yardım edeceğini bilsin (ortaya çıkarsın).
En Wij hebben het ijzer neergezonden, waarin grote macht is en voordelen voor de mensheid, opdat Allah zou doen weten wie Hem en Zijn Boodschappers helpt, zonder dat hij (bv. Allah en het Paradijs) kan waarnemen.
Onda zorlu bir kuvvet ve insanlar için birçok yarar vardır. Allah bu sayede, kendisine ve resullerine, gayba inanarak kimin yardım edeceğini bilecektir.