Vertaling van "begrenzing" aan de Turkse taal:
Woordenboek Nederlands-Turks
Begrenzing - vertaling :
Voorbeelden (Externe bronnen, niet beoordeeld)
| Begrenzing | tarafından çevrelenmiş |
| Stop met de etiketjes, de begrenzing weg met de etiketjes. | Ve etiketleri, sınırlamaları kaldırmalıyız artık, yaftaları bir kenara koymalıyız. |
| Ik raakte geobsedeerd door het idee van een diffuse begrenzing van het lichaam, zodat je niet kon zien waar de huid ophoudt en de omgeving begint. | Bu sıralarda vücudun sınırlarını bulandırıp derinin nerede bitip yakın çevrenin nerede başladığının anlaşılamadığı bir tasarıyla takıntılı hale geldim. |
| Zo zullen de totale kosten van de begrenzing van luchtvervuilende uitstoot daardoor 10 miljard euro per jaar lager uitvallen en de schade aan de volksgezondheid en | Bunlar arasında, hava kirletici emisyonlarını kontrol altında tutmanın toplam maliyetinin yılda yaklaşık 10 milyar Avro düşmesi |
| Toen mat hij de totale lengte van de gang vanaf de pilaren voor de ingang tot aan de pilaren bij de uitgang, die de begrenzing vormden van de voorhal bij het tempelplein 27 meter. | Sütunları ölçtü, altmış arşındı. Kapının çevresindeki avlu sütunlara kadar uzanıyordu. |
| Dat onontdekte land van welks begrenzing... geen reiziger ooit keert de wil verlamde... en ons het oude kwaad liever laat duiden... dan dat wij vluchten naar het onzekere... zo maakt geweten lafaards van ons allen. | Ve ürkütmese yüreğini, o kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya. Çektiklerine razı etmese insanları, korkutarak bilmediği belalara bulaşmakla. Bilinç, böyle korkak ediyor hepimizi... |
Verwante zoekopdrachten: Begrenzing -