Vertaling van "definitief" aan de Turkse taal:
Woordenboek Nederlands-Turks
Voorbeelden (Externe bronnen, niet beoordeeld)
| Definitief | Son |
| Definitief verwijderen | Kalıcı Olarak Sil |
| Is dat definitief? | Bitti mi? |
| Definitief verwijderen zonder vragen | Onaylama olmaksızın kalıcı olarak sil |
| Definitief verwijderen zonder vragen | Onaylama Olmaksızın Kalıcı Olarak Sil |
| Verlopen berichten definitief verwijderen | Süresi dolmuş iletileri kalıcı olarak sil |
| COM(2005) 0670 definitief). | COM(2005) 0670 nihaî). |
| Ik verlaat Casablanca definitief. | Ve nihayet bu Casablanca'dan ayrılacağım. |
| Dat moest definitief zijn. | Bu sonuncusu olmalı. |
| Dat klinkt nogal definitief. | Ama biz geldik işte. |
| Nee, dit is heel definitief. | Hayır, bu son. |
| En alles is in gereedheid, definitief? | Ve herşey kesinlikle ayarlandı değil mi? |
| Ik wil definitief teruggaan naar Madrid. | Çünkü ben Marid'e dönmek ve orda kalmak istiyorum. |
| legt humor het definitief af tegen oordelen. | 2001 Eylül ayı mizah Muhakeme yetisine ilk ve son olarak yenik düşüyor. |
| Vanaf dat moment wilde ik definitief geen werknemer worden. | O andan itibaren, kesinlikle maaşlı olarak çalışmayacaktım. |
| Dus lijn AB is definitief loodrecht aan Lijn WX | Sanırım bitirdik. |
| Deze items zullen definitief verwijderd worden van uw harde schijf. | Bu dosyalar sabit diskinizden geri dönüşü olmaksızın silinecek |
| Maar niets zou gebaat hebben, het was al definitief opgeschreven. | Ama hiçbir şeyin yararı olmayacaktı. Onun yazısı çoktan yazılmış ve bitmişti. |
| in het jubeljaar zou het definitief bij die stam worden ingelijfd. | İsraillilerin özgürlük yılı kutlandığında, kızların mirası kocalarının bağlı olduğu oymağa eklenecek. Böylece onların mirası atalarımızın oymağına düşen mirastan alınacak. |
| Maar we moeten echt luisteren... want het is onontkoombaar en definitief. | Ama bunları dinlememiz şart çünkü reddedilemez ve doğrular. |
| Wanner een betaling door de RTGS processor wordt gehaald, is deze definitief. | Bir ödeme RTGS işlemci koyduğunuzda nihai olarak kabul. |
| We debatteren nog over de oliepiek, maar de kinderpiek hebben we definitief bereikt. | Petrol fiyatlarının tavan yapmasını hala tartışıyoruz ancak çocuk sayısı konusunda şüphe yok. |
| COM(2010)235 definitief. Beschikbaar op http ec.europa.eu environment waste compost pdf com_biowaste.pdf). | COM(2010)235 nihaî. Şu adresten edinilebilir http ec.europa.eu environment waste compost pdf com_biowaste.pdf) |
| De geografische coördinaten zullen definitief worden verwijderd uit alle geselecteerde afbeeldingen. Wilt u doorgaan? | Coğrafi koordinatlar tüm seçili resimlerden tam olarak kaldırılacaktır. Devam etmek istiyor musunuz? |
| Welnu, met de nieuwe technologieën in de pijplijn hoop ik dat we definitief kunnen zeggen | Bu yeni teknolojilerin doğuşu ile aslında kesinlikle evet demeyi umud ediyorum. |
| Egyptische blogger Zeinobia meldt dat deze veroordeling, die pas definitief wordt op 28 april, een nieuw wereldrecord is. | Mısırlı blogcu Zeinobia, nihai kararın 28 Nisan'da açıklanacağı bu mahkeme kararının yeni bir dünya rekoru kırdığını yazıyor. |
| Midian werd definitief aan Israël onderworpen. Toen leefde het land veertig jaar lang in vrede, zolang Gideon leefde. | İsraillilere yenilen Midyanlılar bir daha toparlanamadılar. Ülke Gidyon zamanında kırk yıl barış içinde yaşadı. |
| Als ik weet dat Al bekent. Maar ik weet niet definitief of Al bekent, hij kan ook ontkennen. | Ama Al'in itiraf edip etmeyeceğini bimiyorum, o inkar edebilir de. |
| Dat de oproep gedaan door de verdachte en gezien door mij en anderen, definitief is en compleet schorsend. | Suçlamalarla yapılan bu duruşma ve diğerleriyle birlikte benim şahitliğim, kesinlikle ve tümüyle tereddütlüdür. |
| Wanneer dit is geselecteerd zullen bestanden definitief verwijderd worden in plaats van dat ze naar de prullenbak worden verplaatst | Bu seçilirse, dosyalar Çöp' e taşınmak yerine geri dönüşü olmaksızın silinir |
| Tina Fey en 30 Rock en Judge Judy De mensen zijn echt, de zaken ook, de uitspraken zijn definitief. | Tine Fey ve 30 Rock ve Judge Judy 'deki insanlar gerçek, davalar gerçek, ve hükümler kesin. |
| De betrokken lidstaat kan de voorgenomen maatregelen niet tot uitvoering brengenvoordat die procedure tot een definitief besluit heeft geleid. | Üye Devletler ve Birlik, serbestrekabeti içeren bir açık pazar ilkesine göre, kaynakların verimli tahsisini gözeterek ve Madde III 69 da belirlenen ilkelere uygun şekilde hareket eder. |
| Hiermee verwijdert u definitief uw registreerde wachtwoord. U zult niet langer in staat zijn de huidig geregistreerde speelnaam te gebruiken. | Bu kayıt anahtarınızı silecektir. Kayıtlı kullanıcı adınızı bundan sonra kullanamayacaksınız. |
| De Nationale Vergadering is begonnen met een beraad over het opstellen van de grondwet welke pas in 1791 definitief wordt aangenomen. | Millet Meclisi'nin hazırladığı Anayasa da 1791'e kadar tamamlanmayacaktı. |
| Het Hof van Justitie bepaalt evenwel, zo het dit nodig oordeelt, welke gevolgen van de vernietigde handeling als definitief moeten worden beschouwd. | 9.Bakanlar Konseyi, Komisyon un olumsuz görüşbildirdiği değişiklikler hakkında oybirliğiyle hareket eder. |
Verwante zoekopdrachten: Definitief -