Vertaling van "directe" aan de Turkse taal:
Woordenboek Nederlands-Turks
Voorbeelden (Externe bronnen, niet beoordeeld)
| Directe weergave | Doğrudan hazırlama |
| Directe rendering | Doğrudan Derleme |
| Directe lijn | Doğrudan Hat |
| Directe gegevensStencils | Doğrudan VeriStencils |
| Deactiveert directe weergave | Doğrudan taramayı kapatır |
| Directe weergave activeren | Doğrudan hazırlamayı etkinleştir |
| Directe aanroepen tonen | Doğrudan Çağrıları Göster |
| OFX Directe Verbinding | OFX Direkt Bağlantı |
| Directe verbinding met internet. | İnternete doğrudan bağlan. |
| Directe verbinding met internet | İnternete doğrudan bağlan |
| Serieel ATA directe poort toegang | Seri ATA doğrudan port denetleyici |
| Basis stroomdiagram directe gegevens vormStencils | Stencils |
| Haar directe verwanten zijn dood. | Onlar ölü. |
| Ik heb nooit directe bedreigingen geuit. | Asla doğrudan tehditler savurmadım. |
| Directe verbanden natuurlijke hulpbronnen kunnen gebruiken. | Doğrudan Doğrudan ilişkiler ilişkiler Ekosistem Doğal dinlence hizmetleri, gıda ortamları, hava ve su güvenliği doğrudan etkiler ve doğal kaynakları kullanabilme şeklimizi zayıflatır. |
| Ik kon hen geen directe hulp bieden. | Onlara doğrudan yardım edemezdim. |
| Wel, ik stel een directe test voor. | Ben doğrudan bir test öneriyorum. |
| Daarbij laat gesproken woordpoëzie directe connecties toe. | Ayrıca, sözel şiir anlık bağlantılar yaratabilir. |
| Draadloze technologieën maken deze directe terugkoppeling mogelijk. | Ve kablosuz teknolojileri bu gerçek zamanlı döngüyü mümkün kılacaklar. |
| Mag ik u een directe vraag stellen ? | Size açıkça bir soru sorsam alınır mısınız? |
| Ik zou daar geen directe controle over hebben. | Gerçekten onun kontrolünde tam bulunamadım. |
| Eerder werd al verwezen naar dit directe levensapparaat. | Eskiden bu durumda bu küçük hayat cihazına yöneliniyordu. |
| Ik geloof hun directe doel was Grant's Tomb. | Ben onların acil hedefi Grant Mezarı fantezi. |
| Maar we hebben ook een directe politieke invloed. | Ama bizim bir de direkt politik etkimiz var. |
| Schultz gaf directe orders niemand hier te molesteren. | Kumandan Schultz bu bölgede kimsenin rahatsız edilmemesini emretti. |
| Zij hebben medeleven verwezenlijkt door toedoen van directe actie. | Ve merhameti gerçekleştirdiler direkt bir hareketle. |
| Directe communicatie is verfijnd door miljoenen jaren van evolutie. | Yüz yüze iletişim milyonlarca yıllık evrim ile ince ayar yapılmıştır. |
| Dit, heren, is het directe resultaat van mijn verzoek. | İşte baylar, ricamı yerine getirmenizin açık sonucu. |
| Gewonden op brancards klaarmaken voor directe evacuatie... naar schuilkelders. | Ağır yaralılar derhal hava akını sığınaklarına... götürülecek. |
| Graziano mist met links en incasseert een linkse directe. | Graziano başına sol vurdu ama ıskaladı. |
| De io slave nntp biedt directe toegang tot NNTP servers. | nntp kioslave, NNTP sunuculara doğrudan erişmek için kullanılır. |
| Pardon, ik had geen recht een directe vraag te stellen. | Ettiğimi buldum işte, açıkça bir soru sormakla. |
| We hadden berekend dat over 200 jaar ons directe contact met de wereld voorbij zou zijn. ons directe contact met de wereld voorbij zou zijn. | Hesaplarımıza göre dünya ile kontağımızın sona ermesine 200 yıl var. |
| De instant messenger maakt directe communicatie tussen personen of groepen mogelijk.Comment | Anında mesajlaşma uygulaması bireylerin ve grupların karşılıklı sohbet etmesini sağlar. Comment |
| Maar de directe kosten zijn alleen maar de top van ijsberg. | Ama dogrudan maliyeti aslinda buz daginin ucu. |
Verwante zoekopdrachten: Directe -