Vertaling van "effectiever" aan de Turkse taal:


  Woordenboek Nederlands-Turks

Effectiever - vertaling :

  Voorbeelden (Externe bronnen, niet beoordeeld)

Sommige leraren zijn veel effectiever dan andere.
Bazı öğretmenler diğerlerinden çok daha fazla etkili.
Deze kleine draadloze sensoren zijn veel effectiever.
Bizde bu minik kablosuz sensörler daha etkili.
), ondanks aanwijzingen dat andere methoden effectiever zijn.
) odaklanmaktadır.
Deze voorbeeldige slide van Genevieve Brown is veel effectiever.
Bunun yerine Genevieve Brown'un bu örnek sladı çok daha etkili.
Veel van deze gebouwen zijn geweldig mooi, en ook veel effectiever.
Bu yapıların çoğu inanılmayacak derecede güzeller ve aynı zamanda daha çok verimliler.
Het blijkt dat capsules nog effectiever zijn dan welke soort tabletten ook.
Eğer kapsülünüz varsa, bunlar her şekilde haplardan daha etkililer.
Een stuk effectiever dan alles wat ik later in mijn rechtenstudie leerde.
Söylemeliyim ki, bu daha sonra hukuk fakültesinde öğrendiğim her şeyden çok daha etkiliydi.
We kunnen niet zonder de overheid maar ze moet wel effectiever zijn.
Kurumlar olmadan yapamayız, fakat kurumların da daha etkili olmasına ihtiyacımız var.
Analgetica met een merknaam zijn effectiever in pijnreductie dan analgetica zonder merknaam.
Markalı olan ağrı kesiciler markasız olanlara göre çok daha etkilidirler.
Maar binnen de stad start je veel effectiever zulke economische kringen op.
Ama aslında kasabada bu ekonomik döngüler çok daha etkili bir şekilde başlayabiliyor.
Het bleek veel effectiever om gebruik te maken... van bestaande informatie binnen de vormen.
Bu formları oluşturmada bulduğum çok daha etkili bir yöntem halihazırda formun içinde gömülü olan bilgiyi kullanmaktır.
Computers werden hun gereedschap en ze kregen meer nuttig gereedschap zodat ze effectiever werden.
Bilgisayarlar rahatlıkla kullanabileceğimiz araç gereçlere dönüştüler ve kazandıkları birçok işlevle o dönemde daha etkili hale geldiler.
Dus als we effectiever willen handelen in de wereld, zullen we onszelf beter moeten leren kennen.
Yani, eğer dünyada daha etkin davranmak istiyorsak kendimizi daha iyi tanımalıyız.
Een implantaat is effectiever naarmate het meer poreus is omdat ons lichaamsweefsel naar binnen kan groeien.
Genelde bir implant daha gözenekli olduğunda vücutta daha etkilidir çünkü vücut dokularımız onun içine büyüyecektir.
Zoals je kan zien zijn ze ook effectief en, in sommige gevallen, zelf effectiever dan de eigenlijke medicijnen.
Gördüğünüz gibi, son derece yakınlar, hatta bazı yerlerde ilaçlardan bile daha etkililer.
Maar het fijne is dat als we twee minder effectieve soorten combineren, de combinatie, het mengsel effectiever is dan elk apart.
Burada çok güzel olan, değişik çeşitte çayları karıştırdığımız zaman oluşan kombinasyonun ikisinden de daha güçlü olması.
In dit geval is er een schelpontwerp dat werd gebruikt om een nieuw soort uitlaatpijp te maken, die veel effectiever is.
Bu durumda bir kabuk tasarımınız olur. Bu tasarım, daha etkili olan yeni bir tür aspiratör üretmek için kullanıldı.
Hier een ander voorbeeld dichter bij de ideeën van TED waar video effectiever is dan tekst het delen van een idee.
TED deki kalplerimize yakın bir yerden, bir fikri paylaşmada videonun baskıdan daha güçlü olduğunu gösteren bir örnek daha var.
Naast deze ontwikkeling beschikken we dankzij de snelle evolutie van nieuwe informatietechnologieën over hulpmiddelen die ons helpen om effectiever te communiceren.
Hedef, AÇA nın birden fazla dilde konuşan kullanıcı topluluğu için rahat okunabilir, kullanılabilir ürünler ve servislerin ve tutarlı mesajlar sağlamaktır.
Dat doen we door de transformatie van biotechnologie en farmacologie naar informatietechnologie, waardoor we medicijnen sneller ontdekken en evalueren, goedkoper, en effectiever.
Bunu gerçekleştirmek için bizim yaptığımız aslında biyoteknoloji ve farmakolojiyi, bir bilişim teknolojisine dönüştürerek, ilaçları daha hızlı, daha ucuz ve daha etkili bir biçimde keşfedip değerlendirmemizi sağlamak.
De waarheid is dat hun ideeën muf zijn, terwijl in al die andere werelden nieuwe ideeën te vinden zijn om groepen en teams effectiever te doen werken.
Gerçek ise, onların fikirlerinin bayatladığı, bunun yanında diğer tüm dünyalarda grupları ve ekipleri daha etkin çalıştıran bu yeni fikirlerin olduğudur.
Hoe meer gereedschap Batman heeft, des te effectiever hij de slechteriken kan bestrijden. Voor ons zijn dat de gereedschappen om dit soort grote problemen te lijf te gaan.
Ne kadar çok alet varsa, Batman için kötülere karşı o kadar etkili dövüşme, bizim için, büyük problemleri çözmek için daha fazla araç demektir.
Besmetting met hepatitis C komt zo veel voor onder drugsspuiters dat het duidelijk noodzakelijk is deze ziekte, die niet met vaccinaties kan worden bestreden, effectiever aan te pakken.
Hepatit C nin enjekte edenler arasındaki yüksek yaygınlık oranları, aşılamanın bir seçenek olmadığı bu hastalığa karşı daha etkin tepkiler geliştirilmesine yönelik büyük ihtiyaca işaret etmektedir.
Door het begrijpen van dit soort van processen en dit soort verbindingen, gaan we de effecten van medicatie of meditatie begrijpen, en, bijvoorbeeld, psychoactieve medicijnen beter personaliseren en effectiever maken.
Ve bu tür süreçleri ve bağlantıları anlayarak, ilaçların ya da meditasyonun etkilerini anlayıp bunları kişiye özel hale getirmemiz mümkün olacak, aynı psikoaktif ilaçlarda yaptığımız gibi.
Nu actie ondernemen is goedkoper en effectiever dan wanneer we wachten tot later.De analyse van Stern heeft geleid tot initiatieven op andere beleidsgebieden, vooral op het vlak van biodiversiteit en ecosysteemdiensten.
Hemen harekete geçmek, daha sonra alınacak tedbirlerden daha ucuz ve daha etkili olacaktır.Stern in analizi, biyolojik çeşitlilik ve ekosistem hizmetleri başta olmak üzere, diğer politika alanlarında da benzer girişimlerde bulunulmasına yol açtı.
Maak als de vorm van de placebo verandert, bijvoorbeeld door een kleinere pil te maken, die je blauw kleurt en waar je vervolgens een letter op drukt, wordt de placebo meetbaar effectiever.
Ama eğer plasebonun şeklini değiştirirseniz, daha küçük bir hap gibi, ve mavi renkte, ve üstünde bir harf ile, aslında daha da etkili olduğu gözlenir.
Daarbij kunnen we ook klinisch reageerbuisonderzoek doen met menselijke cellen in plaats van dierlijke cellen, om medicijnen en behandelingen te genereren die veel effectiever, veel veiliger, veel sneller en veel goedkoper zijn.
Klinik çalışmaları hayvan hücreleri yerine bir kaptaki insan hücreleri ile yapmamızı ve dolasıysıyla daha etkin ve güvenli ilaç ve tedavileri daha hızlı ve ucuza yapabilmemizi sağlayacak.
Hij is verantwoordelijk voor de dood van 400.000 van zijn mensen door te beweren dat beetwortel, knoflook en citroenolie effectiever waren dan de antivirale middelen die het verloop van AIDS kunnen vertragen.
AIDS'in gidişatını yavaşlattığını bildiğimiz antiretroviral ilaçlardan daha etkili olduğu konusunda israr etti.
Waarover ik het vandaag ga hebben, is een apparaat waar we aan hebben gewerkt en waarvan ik denk dat het een verschil gaat maken, veel effectiever gaat zijn. Ik wil jullie laten zien hoe het werkt.
Bu gün size uzun zamandır üzerinde çalıştığımız ve bu konuda bir fark yaratma potansiyeline sahip bir cihazdan bahsedeceğim, bu cihaz çok daha etkili ve size nasıl çalıştığını göstermek istiyorum.
Dus het bizarre en dit is ondenkbaar voor conventionele, klassiek geschoolde economen is dat een vreemd klein blij gezichtje effectiever jouw gedrag verandert dan het dreigement van een boete van 60 en drie strafpunten op je rijbewijs.
Yani, garip olan şey gelenekselliğin şaşırtıcı olması, garip gülen suratlar davranışınızı değiştirmede 60 poundluk cezadan ve üç ceza puanından daha çok işe yarıyor.
Mark Granovetter, socioloog bij Stanford, opperde in zijn invloedrijk essay 'The Strength of Weak Ties' uit 1973 dat deze zwakke banden onderdeel zijn van onze netwerken, dat deze vreemden eigenlijk effectiever zijn met het verspreiden van informatie naar ons dan onze sterke banden, de mensen die het dichtst bij ons staan.
Stanford sosyoloğu, Mark Granovetter, 1973'te yayınladığı çığır açan makalesi Güçsüz Bağların Gücü nde sosyal ağımızı oluşturan bu güçsüz bağların ve buna ek olarak yabancıların, aslında bilgiyi yaymada bizim güçlü bağlarımızdan yani, bize yakın insanlardan daha etkili olduğunu önemle vurgulamıştır.
Misschien herinner je je ook nog mijn vraag, een interessante constatering die gekke kleine borden die '50' naar je knipperen, soms met een glimlachend gezichtje soms met een frons, afhankelijk of je wel of niet te hard rijdt blijken veel effectiever te zijn in het voorkomen van ongelukken dan flitspalen die dreigen met echte straf.
Şimdi, bazılarınız da beni çok ilginç bir gözlemi sorgularken hatırlayacaktır, garip küçük işaretler size doğru 35 şeklinde görünüyor zaman zaman da o görüntüye küçük gülen yüz ya da asık bir surat sizin hız limitini aşıp aşmadığınıza bağlı olarak gözüküyor bu tür önlemler hız kameralarından daha verimli bir çözüm çünkü gerçek bir tehdit ve gerçek bir cezalandırma var.
Ik moet steeds aan onze gesneuvelde helden denken en aan hen die in Amerika dienen Gambia Bedankt voor jullie opofferingen Africa Tha Scribbler Bah postte een foto van een Gambiaans stembiljet met de beschrijving 'het wapen dat alle politici zouden moeten vrezen, het is maar klein, maar effectiever om een politicus mee te raken dan een kogel.
Tha Scribbler Bah, bir Gambiya seçim kartı paylaştı ve onu, Tüm siyasetçilerin korkması gereken bir silah, küçüktür fakat bir siyasetçi için mermiden daha çok hasar verir.
We hebben gekeken naar hoe we de cloud nog effectiever kunnen inzetten, zodat je verschillende netwerken kunt analyseren en als je de back up inschakelt, het snelste netwerk kiest. Daarom ondersteunen we meerdere simkaarten zodat je meerdere sims kunt plaatsen. Als het ene netwerk sneller is, gebruik je die en als de uptime van dat netwerk niet goed is, schakel je over op het andere.
Bulutun kullanımıyla ilgili merak ettiklerimiz vardı, daha zeki çalışması için ki farklı ağları analiz edebilesiniz, ve ne zaman destek plana geçseniz en hızlı ağı seçesiniz böylece çoklu SIM özelliği oldu böylece çoklu SIM yerleştirebilirsiniz ve bir ağ daha hızlıysa, ona geçersiniz ve çalışma süresi onda çok iyi değilse, sıradakine geçersiniz.

 

Verwante zoekopdrachten: Effectiever -