Vertaling van "functioneel" aan de Turkse taal:
Woordenboek Nederlands-Turks
Functioneel - vertaling :
Voorbeelden (Externe bronnen, niet beoordeeld)
| Nog een functioneel werk. | Bir diğer işlevsel iş |
| Geen erg functioneel model. | Pek fonksiyonel bir model değildi. |
| Het is prachtig en functioneel. | Güzel ve işlevsel. |
| Of een zeer functioneel model. | Ya da çok fonksiyonel bir modelimiz vardır. |
| Ze waren fris en functioneel. | Bu çantalar yepyeni ve kullanışlıydılar. |
| Designers doen soms dingen die niet meteen functioneel zijn, maar functioneel voor ons begrip van bepaalde kwesties. | Yani tasarımcılar bazen doğrudan işlevsel şeyler yapmıyorlar ama olayları anlamamıza yarıyorlar. |
| We moeten beseffen dat land multi functioneel is. | Arazinin çok fonksiyonlu olduğunu düşünmeliyiz |
| Ze zijn volledig functioneel, getest en klaar voor gebruik. | Bunlar tamamen fonksiyonel, sahada test edilmiş, kullanıma hazır. |
| Niet mooi ontworpen, niet mooi, niet elegant enkel functioneel. | İyi dizayn edilmiş, güzel, ya da zarif değil sadece işlevini yerine getiriyor. |
| Deze membranen lijken morfologisch en functioneel op de membranen in je lichaam. | Ayrıca bu zarlar morfolojik ve işlevsel olarak sizin bedeninizdeki zarlara oldukça benziyorlar. |
| De andere negen jaar zijn om hem functioneel en bruikbaar te maken. | Onu işlevsel ve kullanışlı hale getirebilmek için ise bir 9 yıl daha gerekecek. |
| Dit is een goede verklaring moeilijk te wijzigen omdat elk detail functioneel is. | Bu iyi bir açıklama çeşitlendirmek zor, çünkü her detay işlevsel bir rol oynuyor. |
| De natuur kent geen andere omstandigheid waarin functioneel gelijkwaardige eigenschappen naast elkaar bestaan. | Şu şekilde söylemeye çalışırsak, doğa işlevsel bakımdan dengeli karakterler ortaya koymaktan başkasını bilmez. |
| een gemeenschappelijke methode vast te stellen voor het multidimensionaal (b.v. het bentische mariene landschap) en functioneel | Hedeflerimize aşağıdakilerle ulaşacağız |
| Bovengronds tonen de verhoogde ventilatieroosters voor het metrosysteem aan dat oplossingen zowel functioneel als aantrekkelijk kunnen zijn. | Fakat yerin üstünde, metro sisteminin yükseltilen havalandırma ızgaraları çözümlerin hem işlevsel hem de ilgi çekici olabileceğini gösterdi. Hatta, New York, |
| Verder heb je ook de keuze om gebruik te maken van functioneel programmeren, object geörienteerd programmeren of een combinatie van deze. | Dahası, hangi programlama yöntemini kullanacağınızı, fonksiyonel yaklaşımı mı yoksa nesne yönelimli yaklaşımı mı yoksa her ikisini birden mi kullanacağınıza karar verebilirsiniz. |
| Het was voor het eerst dat ik bestond in een volledig functioneel zelf dat ik beheerste, dat ik stuurde, waaraan ik leven gaf. | İlk defa, tam çalışan bir benliğin içinde var oluyordum kendi kontrol ettiğim, yönettiğim, hayat verdiğim bir benlik... |
| De woede uitbarsting zal veranderen in wat jeugdpsychologen een functioneel gedrag noemen omdat het kind heeft geleerd dat het er ouderlijke aandacht door kan krijgen. | Öfke nöbetleri, çocuk psikologlarının deyimiyle fonksiyonal bir davranışa dönüşür, çünkü çocuk bu yolla anne babasından ilgi görebileceğini öğrenmiştir. |
| Als je niet voldoende ijzer hebt, zul je problemen krijgen met het verwerken van zuurstof in je bloed en je hemoglobine zal niet functioneel zijn. | Eğer vücudunuzda yeterli demir yoksa, vücudunuzun oksijeni işlemesi konusunda sorun yaşarsınız ve hemoglobin işlevini tam olarak yerine getiremez. |
| De kracht van een stad we hebben het gehad over de stad als een middelpunt, maar wat ze doorgaans zo krachtig maakt, is dat ze functioneel gespreid zijn. | Demek istediğim, şehrin gücü ...bu alanda merkezileşmiş olan şehirler hakkında konuştuk, ama ne onları çoğu zaman bu kadar güçlü kılıyor ...fonksiyonda merkezsizleşmiş olmaları mı. |
| Het voorbeeld van Wallajeh en de Solidariotbeweging tonen aan dat zelfs een onafhankelijke film met een klein budget een rol kan spelen bij het transformeren van geweldloosheid tot functioneel gedrag. | Wallajeh ve Solidariot akım örneği küçük bütçeli bağımsız bir filmin bile pasif direnişin fonksiyonel bir davranışa dönüşmesinde rol oynadığını gösteriyor. |
| In de MoMA galerijen plaatste hij ze op witte voetstukken tegen witte muren, alsof het Brancusi sculpturen waren. Hij creërde een vreemde afstand. Een shock die mensen liet inzien hoe prachtig formeel en functioneel de designstukken waren. | İnsanların tasarım işlerinin hem biçimsel olarak güzel, hem de işlevsel olarak önemli olduğunu anlamasını sağlayan, garip bir mesafe, bir şok etkisi yarattı. |
| Dat wil zeggen dat er een intellectuele verdienste is om te vragen hoe maken we dingen zo simpel als we kunnen, zo goedkoop als we kunnen, zo functioneel als we kunnen en zo stapelbaar als we kunnen? | Şeyleri olabildiğince NASIL basitleştirebiliriz olabildiğince ucuz, olabildiğince işlevsel ve kendi içinde rahatça bağlanabilir (yığılabilir) yapabiliriz? |
| Ik geloof dat de kern van het beëindigen van het conflict in het Midden Oosten en vrede voor ons ligt in het transformeren van geweldloosheid tot een functioneel gedrag door vandaag veel meer aandacht aan de geweldloze leiders daar ter plekke te geven. | İnanıyorum ki Orta Doğu'daki çatışmaya son vermenin ve barışı getirmenin özünde bizim bugün o topraklarda bulunan pasif liderlere daha fazla dikkat vererek pasif direnişi fonksiyonel bir davranış dönüştürmemiz yatıyor. |
Verwante zoekopdrachten: Functioneel -