Vertaling van "halte" aan de Turkse taal:


  Woordenboek Nederlands-Turks

Halte - vertaling : Halte - vertaling :

  Voorbeelden (Externe bronnen, niet beoordeeld)

Volgende halte, Greenpoint.
Bir sonraki durak, Greenpoint.
Dit is mijn halte.
Burada ben gidiyorum.
De bus reed de halte voorbij.
Otobüs, durağı geçip gitti.
Ich halte es nicht länger aus.
Buna daha fazla dayanamıyorum.
We zijn bijna bij onze halte.
Neredeyse durağa vardık.
Dit is de laatste halte, Griff.
Burası son durak Griff.
Op de volgende halte stap ik uit.
Gelecek durakta iniyorum.
Ich bin da und halte dich fest.
Ben seninleyim. Seni tutuyorum.
Ik moest overstappen bij de halte 53rd St.
Sokak durağında aktarma yapmam gerekti.
Ich bin bei dir, ich halte dich fest.
Ben burada seninleyim, seni sıkıca tutarak.
Dit is de eerste halte langs de lijn.
Ve şu an ki durak, hat üzerindeki ilk durak.
Dichtstbijzijnde halte is Sand City, 32 mijl verderop.
En yakın durak Sand City'de, 32 mil ileride.
De bus naar Los Angeles vertrekt vanaf halte twee.
Los Angeles otobüsü 2. kapıda. Bekle bir dakika.
Stel dat ze allemaal bij de volgende halte uitstappen.
Ya herkes bir sonraki durakta inerse?
De eerste halte op haar rondreis langs de Europese hoofdsteden.
Avrupa başkentlerinde yapacağı iyi niyet turunun ilk ayağı büyük bir coşkuyla karşılanıyor.
De volgende halte is Grace's Diner, over een paar kilometer.
Bir sonraki durağımız Grace'in Lokantası, bir iki km sonra.
Haar huis is een halte op de weg naar de dood.
Ölüler diyarına giden yoldur onun evi, Ölüm odalarına götürür.
De trein stopt nu aan de derde halte langs lijn 6.
Tren şimdi 6 nolu hattaki üçüncü durağa yanaşıyor.
Bij de volgende halte stapt een man in. Hij lijkt een soort gastprofessor.
Sonraki durakta, arabaya bir adam bindi, konuk profesör görüntüsü vardı üzerinde.
Alle passagiers worden verzocht om de metro te verlaten op de volgende halte.
Tüm yolculardan metroyu birsonraki durakta bırakmaları, ve gidecekleri yerlere ulaşmak için başka araçlar bulmaları rica edilir.
En de volgende halte, misschien slechts vier of vijf dagen verder, is Oost Afrika.
Ama çoğunluk burada kalmayacak. Ve diğer durak, belki sadece 4 5 gün uzaklıktaki Doğu Afrika.
Dit is trein 6 in New York. Dit is de eerste halte op de route.
Bu New York'taki 6. hat treni ve bu da hattaki ilk durak.
De trein gaat nu stoppen bij de derde halte op de route van trein 6.
Tren şimdi 6. hattaki üçüncü durağa giriyor.
Een halte met twee grote roltrappen. 's Ochtends is het daar nogal deprimerend en erg druk.
Orada şu iki büyük yürüyen merdivenler vardı. Sabahın köründe orada olmak çok bunaltıcıydı ve çok kalabalıktı.
Op een ochtend in de metro moest ik een overstap maken bij de halte '53e Straat'.
Bir sabah metroya gidiyordum. İki devasa yürüyen merdivenin olduğu 53.
Er is geen nieuws over prinses Ann. Gisteren werd de prinses onwel in Rome, haar laatste halte in Europa.
Avrupa turunun son kısmında dün hastalanan Prenses Ann'ın durumuyla ilgili olarak yeni bir açıklama yapılmadı.
Ik hoor 'bing bong' en de metrodeuren sluiten. Dit is mijn halte. Ik kijk naar die gasten en ik bedenk
Sonra Bing bong diye bir ses duydum, metronun kapıları kapanıyordu, ileriki durakta inecektim, o çocuklara baktım, sonra gittim, kendi kendime düşündüm,
Bij de achtste halte stapte een meid met een grote tas in die riep dat ze broeken verkocht voor een dollar zoals men batterijen of snoep verkoopt in een trein.
Sekizinci durakta bir kız elinde eşya torbası ile gelecek ve bir dolara satılık pantolonları olduğunu söyleyecek. Trende pil ya da sakız satışı yapıldığı şekilde.
Bij de achtste halte kwam er een meisje binnen met een grote plunjezak en kondigde aan dat ze broeken voor één dollar verkocht net zoals je batterijen of snoep in de trein zou kunnen verkopen.
Sekizinci durakta, bir kız elinde kocaman bir çantayla biniyor ve bir dolara pantolon sattığını söylüyor tıpkı trende pil ya da şeker satıldığı gibi.
Ik zag de structuur toen ik in de trein zat, stapte de volgende halte uit, en ontmoette er mensen die me toegang verleenden tot hun catacombe achtige kelder, die gebruikt werd voor munitieopslag tijdens de oorlog en ook een tijdlang om Joodse vluchtelingen te verbergen.
Yapıyı trendeyken gördüm ve bir sonraki durakta indim ve oradaki insanlarla tanıştım. Bu insanlar bana kendilerinin yeraltı mezarlığına benzeyen bodrum katına ulaşmamı sağladı. Burası savaş zamanında cephane deposu olarak kullanılmıştı ve ayrıca bir noktada Yahudi mültecilerini saklamak için.

 

Verwante zoekopdrachten: Halte -