Vertaling van "nectar" aan de Turkse taal:


  Woordenboek Nederlands-Turks

Nectar - vertaling :
Trefwoorden : Altın Nektarı özü Yancey

  Voorbeelden (Externe bronnen, niet beoordeeld)

Die geeft geen nectar.
Çünkü taklitçi hiç nektar vermiyor.
Hij eet geen nectar.
Bitki özü ile beslenmiyor.
Een poel van heerlijke nectar
Her bir çiçeğin uzun boynunun altında
Daarom hier wat nectar van mijn film.
Burada filmimden biraz nektar (abıhayat) görüyorsunuz.
Ze zouden kunnen zeggen, Ik heb wat nectar.
Diyebilirler ki, Biraz nektarım var.
Muggen leven eigenlijk hun dagelijkse voedsel is nectar, van bloemen.
Sivrisinekler aslında gün içinde çiçeklerden topladıkları özleri içerek beslenirler.
Ze verzamelen ook nectar voor de honing die wij opeten.
Ve onlar aynı zamanda nektar da topluyorlar ve yediğimiz balı meydana getiren şey budur.
Ze evolueerden met een lange slurf om nectar te kunnen opzuigen.
Ve dibindeki nektara ulaşmak için uzun bir hortumla evrildiler.
Hier is de vlieg met de lange slurf maar hij kreeg geen nectar van de nabootser.
Ve burada taklitçiden hiç nektar alamayan uzun hortumlu sinek.
Want wat doet een honingbij ze bestuift, neemt nectar van de bloem, bestuift een andere bloem, kruisbestuift ze.
Bir bal arısı ne yapar? Polen yayar çiçeklerden şerbet toplar, başka bir çiçeğe polen taşır, ayrı cinsten olan çiçekleri çiftleştirir.
Ze worden betaald met pollen en nectar, om het mannelijke zaad, het pollen, van bloem naar bloem te brengen.
Erkek spermini, poleni, çiçekten çiçeğe taşırlar ve çiçeklerden karşılığını polen ve nektar şeklinde alırlar.
Als ze de nectar opzuigt, voelen de bloemen zich niet tekortgedaan. In feite nodigen zij de bijen uit met hun kleuren.
Bir arı şerbetini aldığı zaman, çiçekler kendilerini eksik hissetmezler.
Ze drinken deze fantastische nectar en zijn daarna allemaal een beetje plakkerig. 's Nachts worden ze bedekt met stuifmeel dat op hen neerdwarrelt.
Bu muhteşem nektarı içiyorlar ve sonra hepsi biraz yapış yapış oluyor.
Die bij ging er waarschijnlijk van uit dat ze had beslist om voor díe appelboom te kiezen, díe bloesem, nectar pakken en wegwezen.
Ve o arı şüphesiz zannediyordu ki, Ben o ağaç için, yani onun çiçeği için ordaydım, Nektarı alıp gidecektim.
Maar sommige planten manipuleren dieren, zoals bij de orchideeën die seks en nectar beloven en niets in ruil geven voor het transport van de pollen.
Fakat bazı bitkiler hayvanları manipule ederler, aynen seks ve nektar vaat edip polenlerin taşınması karşılığında hiçbirşey vermeyen orkideler de olduğu gibi.
Het insect moet we zijn in het midden van de bloem zijn kleine zuigslurf door die nectarbuis helemaal naar beneden steken om tot bij de nectar te geraken.
Ve temel olarak böceğin yapmak zorunda olduğu çiçeğin ortasındayız küçük hortumunu bunun tam ortasına sokmak ve nektara ulaşmak için nektar tüpünün içine doğru indirmek.
Ze hebben een symbiotische relatie, Of het nu gaat om vliegen of vogels of bijen, ze krijgen er iets voor terug, en dat iets is over het algemeen nectar.
Burada simbiyotik bir ilişki var, kuşların ya da arıların uçuşları olsun, karşılığında bir şey alırlar, ve bu karşılığında aldıkları şey genel olarak nektardır.
De bij is er heel slim toe verleid om de nectar te pakken, en daarbij ook wat poeder op haar poten mee te nemen, en verder te trekken naar de volgende bloesem.
Ve bu arı da akıllı bir şekilde nektarın içine çekilmiş oluyor, ve bir yandan da bacaklarına tozlar yapışıyor, ve oradan bir sonraki çiçeğe geçiyor.
Nu kunnen jullie zich voorstellen dat als nectar zo'n waardevol ding is en kostbaar voor de plant om te produceren, en het veel bestuivers aantrekt, dat er dan, net als bij de menselijke seks, iemand zou kunnen beginnen met misleiden.
Şimdi eğer nektar bitkinin üretmesi için bu kadar değerli ve pahalı ise ve bir çok polen taşıyıcısını kendine çekiyorsa, o zaman, tıpkı insan cinselliğinde olduğu gibi, insanların kandırmaya başlayabileceğini tahmin edebilirsiniz.
Niet alleen kreeg de vlieg geen nectar van de nabootsende plant, ze heeft ook als je zeer nauw kijkt naar het hoofdeinde, kun je zien dat ze een beetje stuifmeel kreeg dat ze zou overbrengen naar een andere plant. Alleen kwam er een botanicus langs die haar op een blauw stukje kaart prikte.
Böylece sadece sinek taklitçi bitkiden nektar almamakla kalmıyor, aynı zamanda eğer tam başının sonuna yakından bakarsanız, başka bir bitkiye taşınacak olan bir parça polen olduğunu görebilirsiniz, eğer bazı bitki bilimciler gelip onu mavi bir karta yapıştırmamış olsalardı.

 

Verwante zoekopdrachten: Nectar - Nectar Of The Gods -