Vertaling van "parallel" aan de Turkse taal:


  Woordenboek Nederlands-Turks

Parallel - vertaling :

  Voorbeelden (Externe bronnen, niet beoordeeld)

Parallel
Paralel
Parallel verticaal
Paralel Dikey
Parallel diagonaal
Paralel Çapraz
Parallel diagonaal linksboven
Slayt Temizleme Efekti
Parallel diagonaal linksonder
Alttan
1 niet, parallel
1 Staple, parallel
2 nietjes, parallel
2 Staples, parallel
3 nietjes, parallel
3 Staples, parallel
6 nietjes, parallel
6 Staples, parallel
Geen parallel parkeren.
Paralel park etmek zorunda değilsiniz.
lijnen parallel? Is deze magenta lijn en deze blauwe parallel?
Bu mor ve mavi doğrular paralel mi?
Omgekeerd parallel diagonaal linksboven
Slayt Temizleme Efekti
Omgekeerd parallel diagonaal linksonder
Alttan
We lopen parallel aan hen.
İzlerine paralel gidelim.
Jij rijdt parallel op Lattimer.
Lattimer'e paralel sür.
Deze lijnen zouden parallel moeten zijn
Bu doğrular paralel olmalı.
De tangenten zouden parallel moeten zijn
Bu teğet doğrular paralel olmak zorunda.
Laten we zeggen dat deze twee lijnen parallel lopen, dan kan ik ze merken als zijnde parallel.
Diyelim ki bu iki doğru paralel ve bunu gösterelim. .
Parallel aan mijn snijden is mijn rennen.
Ancak ortaya çıkan bu eserde koşmanız gerekiyor sanırım.
Je kunt bijvoorbeeld meerdere vormvariaties parallel uitwerken en cultiveren. Je kunt bijvoorbeeld meerdere vormvariaties parallel uitwerken en cultiveren.
Evvela, bir kişi bir biçimin çeşitli varyasyonlarını tasarlayabilir, ve paralel olarak, birisi onu işleyebilir.
En misschien dat deze twee lijnen parallel lopen.
Eğer olsaydı da diğer doğrulara da paralel olmuş olurdu.
Ze concentreren parallel invallende stralen naar één punt.
Bunlar paralel gelen tüm demetleri alır ve bir noktaya odaklarlar.
Parallel daaraan had je toen een nogal exclusieve designclub.
Bu zamana paralel olarak eşsiz bir tasarım kulubü vardı.
Dus een lijn die parallel loopt heeft dezelfde helling.
Herhangi bir doğruya paralel olan diğer doğruların eğimi de aynıdır.
Maar hier is het parallel en in vochtig midden.
Bu ise paralel ve akıcı.
Dit is een transversaal, deze twee lijnen zijn parallel
Bu transversal.
AB of AE is parallel aan CD Goed genoeg.
AB ya da AE de CD'ye paralel. .
Ik voel me schuin geparkeerd in een parallel universum. (Gelach)
Paralel bir evrende çapraz park edilmişim gibi hissediyorum. (Gülüşmeler)
Deze lijn of straal CD loopt parallel naar segment AB
Üçgenimizin iki kenarının da birbirine eşit olması, bize ayrıca CD'nin AB doğru parçasına paralel olduğunu gösteriyor.
Je kan er kinderen parallel en serieschakelingen mee laten maken.
Paralel ve seri devreler yapabiliriz. Çocuklar da kullanabilir.
Ze zijn parallel. Ze hebben hetzelfde snijpunt met de x as.
Aynı x kesişim noktası var.
En nu kan ik beginnen te praten over parallel en serieschakelingen.
Şimdi de elimde paralel akım serileri oldu.
Parallel meridianen ruw pikte in het glas, surround deze voetzolen bekers.
Paralel meridyenler kaba bardağa öpüp, surround bu ayak pedleri 'kadehler.
Bepaalde gebieden werden nauwgezet parallel doorkruist... zodat er niets werd overgeslagen.
Sıkı aralıklı paralel çizgiler serisi halindeki belli bölgelere yelken açılarak hiçbir şeyin gözden kaçmadığından emin olunmaya çalışıldı.
Gebruik de precisie niveau flacon parallel aan het torentje voor deze meting
Bu ölçüm duyarlık düzeyi flakon için taret paralel kullanıma

 

Verwante zoekopdrachten: Parallel - Goes In Parallel - Running In Parallel - "released In Parallel" - Works In Parallel - Use In Parallel - Is Parallel With - Parallel To This Event - In Parallel Mode - Working In Parallel -