Vertaling van "schelp" aan de Turkse taal:
Woordenboek Nederlands-Turks
Schelp - vertaling : Schelp - vertaling : Schelp - vertaling :
Voorbeelden (Externe bronnen, niet beoordeeld)
| Terug naar die schelp de schelp is een zelfopbouwend materiaal. | Kabuğa geri dönelim Kabuk kendiliğinden düzenlenen bir malzemedir. |
| Het is Abalone schelp. | Bu bir istiridye kabuğu. |
| Het is een grote schelp. | Büyük deniz kabuğundan bir tür borazan yaparlar. |
| Maar de schelp gaat wel mee. | Ama deniz kabuğunu alacağım. |
| Miljoenen Abalones elk jaar opnieuw maken deze schelp. | Şimdi, her yıl milyonlarca istiridye bu kabuktan yapıyor. |
| Je bent maar een schelp van zijn herinneringen. | Onun anılarının kabuğundan başka bir şey değilsin sen. |
| En Maggie vond een schelp die zo mooi zong, | Ve Maggie öyle tatlı şarkı söyleyen bir deniz kabuğu buldu |
| Nu weer terug naar de zeeoorschelp. De zeeoor maakt deze schelp met eiwitten. | Simdi, deniz kulagi kabuguna geri donelim, deniz kulagi bu proteinle sayesinde bu kabugu yapabiliyor. |
| Dus van zodra de krab hen aanraakt, kruipen ze in hun schelp, net zoals de nagels van je vingers. | Yani, yengeç dokunur dokunmaz, kabuklarının içine çekiliyorlar, aynı tırnaklarınız gibi. |
| Het beste aan herstelbaar zeevoedsel is wellicht dat het in een halve schelp komt met een flesje Tabasco en partjes citroen. | Şifalı deniz ürünleri nin en iyi tarafı midye kabuğunda, Tabsco sosu ve limon ile birlikte sunulmasıdır. |
| Dit is onze protoceltechnologie, die echt een schelp maakt, zoals haar kalksteen voorvaderen, en die afzet in een zeer complexe omgeving, tegen natuurlijke materialen. | Bu 'protocell' teknolojimiz, kireç taşı atalarının yaptığı gibi etkili bir biçimde kabuk yapıyor, ve bunu doğal malzemelere karşı çok karmaşık bir ortamda biriktirebiliyor. |
| Ze wisten niet waaruit een zeeschelp bestaat het wordt gevormd door eiwitten, waarna ionen uit het zeewater erop kristalliseren om zo een schelp te maken. | Bir deniz kabuğunun ne olduğunu bilmiyorlardı proteinlerle kalıbı oluşur ve deniz suyundaki iyonlar üzerinde kristalize olarak kabuğu oluşturur. |
| De natuur had dat niet nodig omdat, in tegenstelling tot de Abalone schelp, om te overleven waren soorten niet afhankelijk van dit soort materialen tot nu misschien, nu het wel wat uitmaakt. | Doğa üretmedi çünkü istiridye kabuğunun aksine türlerin hayatta kalması buna, bu materyallere bağlı değil. Belki şimdiye, önem kazanana kadar. |
| Als je nu in het laboratorium een schelp neemt en je stopt ze in pH dat niet 8.1 is, de normale zuurtegraad van zeewater, maar 7.5, dan lost ze in zo'n drie dagen op. | Laboratuvarda bir midyeyi alır ve deniz suyunun normal pH seviyesi olan pH 8.1 yerine 7.5 suya yerleştirirseniz yaklaşık 3 gün içinde çözünecektir. |
| De derde soort spiraal, echter, is goed voor allerlei soorten dingen. Je kan een slak tekenen, of een nautilus schelp, en olifant met een opgerolde slurf, de horens van een schaap, een varenblad, een cochlea in een binnenoor diagram, een oor zelf, | Bir sümüklüböcek ya da bir deniz helezonu ya da kıvrılmış hortumlu bir fil, bir koyunun boynuzu, bir eğrelti yaprağı, kulaktaki kokleayı ya da kulağın kendisini çizebilirsiniz. |
Verwante zoekopdrachten: Schelp -