Vertaling van "voeding" aan de Turkse taal:


  Woordenboek Nederlands-Turks

Voeding - vertaling :

  Voorbeelden (Externe bronnen, niet beoordeeld)

Geen dwang voeding.
Zorla yedirme yoktu.
We noemen ze de biologische voeding en de technische voeding.
Bunlara biyolojik beslenme ve teknik beslenme diyoruz.
Technische voeding zal in orde grootte van de biologische voeding zijn.
Teknik beslenme, biyolojik beslenmenin onda biri oranında olacaktır.
Uit de voeding natuurlijk.
Elbette ki besinlerimizden.
Ik dacht aan voeding.
Sadece karnını doyurmayı düşünüyordum.
Ik verwacht veel van voeding.
Belki de, yiyeceklerden çok şey bekliyorum.
Anderen denken aan te vette voeding.
Bazıları dietteki fazla yağ olduğunu.
Die bezitten veel intellectuele bedrijfsrechten wat menselijke voeding aangaat.
Monsanto gibi, insanların yiyecekleri üzerinde pek çok kurumsal fikri mülkiyetin olduğu başka alanlardan biri haline gelebilir.
Om je er één voorbeeld van te geven voeding.
Size sadece bunun bir örneğini vereceğim yiyecek.
Ze laten zien hoe veel voeding ze hebben verkregen.
Ne kadar iyi beslendiklerinin kanıtıydı bu.
In de eerste plaats slechtere voeding, misschien een kortere levensduur.
Öncelikle, daha kötü beslenme, belki daha kısa ömre sebep oldu.
Oké, ik ga jullie opnieuw wat laten zien over jullie voeding.
Pekâlâ, şimdi size yine beslenme düzeniyle ilgili bir şey göstereceğim.
Ze keken naar de gedrukte informatie over voeding en zagen dat wat werkte voor voedingsmiddelen de mensen hielp om te begrijpen wat er in hun voeding zat.
Bu mısır gevreğinin kutusundaki besin değerleri tablosuna baktılar ve gördüler ki kahvaltılık gevrek için işe yarayan bu şey insaların yediklei besinkerin içinde ne olduklarını anlamalarını sağlıyor.
Daarom moeten wij tevreden zijn zolang wij maar voeding en onderdak hebben.
Yiyeceğimiz, giyeceğimiz varsa bunlarla yetiniriz.
Ik herkende zelfs de helft van de namen in onze voeding niet.
Ve yediğim yemeklerin yarısının isimlerini dahi bilmiyorum.
Ik zou je nooit overtuigen dat er maar één juiste voeding bestaat.
Sizinle doğru olan tek bir yiyecek olduğu konusunu asla tartışamam.
Stel je voor dat die schotels gaan draaien door gemeenschapsacties over voeding.
Cebimizdeki parayla ne yaptığımız ve hangi işleri desteklemeyi seçtiğimiz. Şimdi, bu tabakların gıdayla ilgili halk eylemleriyle sarsıldığını farz edin.
We moeten echt verandering brengen in dit paradigma over kinderen en voeding.
Çocuklar ve gıdayla ilgili tüm bu örneklemi gerçekten değiştirmemiz gerekiyor.
Kunt u mij 'n aantal details geven van de behandeling en voeding?
Bakımı ve diyeti hakkında daha fazla bilgi verir misiniz?
Het is eigen vogel Nature's die leeft van knoppen en voeding te drinken.
Tomurcukları ve diyet içecek yaşayan Doğanın kendi kuştur.
Dit is de elektrische voeding voor een ziekenhuis op het platteland van Malawi.
Bu Malavi kırsalındaki bir hastanenin elektrik şebekesi.
Dus zonder bijen zouden we niet verhongeren maar onze voeding zou beperkt zijn.
Eğer arılar olmasaydı, açlıktan ölecek değiliz, ama beslenmemiz kesinlikle zayıflayacaktı.
Het antwoord lijkt ja te zijn, en de taal lijkt voeding te zijn.
Ve cevap, evet gibi göründü ve dil de, gıda gibi göründü.
Natuurlijk gaat het niet allemaal over voeding, maar ook over beweging voor kinderen.
Tabii ki her şey gıda ile ilgili değil. Çocukların spor yapmasıyla da ilgili.
Je voorstelling, met name in stedelijk Amerika, van de voeding van die geest.
Ve, özellikle kentsel Amerika'da ruhu beslemenin nasıl olacağını hayal edin.
Onze visie is lokale productie, zoals de beweging voor lokale voeding, voor productie.
Bizim görüşümüz yerel üretim, yerli gıda hareketi gibi, üretim için.
Ik had geen idee wat er in mijn voeding zat, waar het vandaan kwam.
Şildi, burada yediklerim nereden geliyor bir fikrim yok.
We ontwikkelen nu nieuwe protocols voor steden dat is de thuis voor technische voeding.
Şimdi şehirler için protokoller geliştiriyoruz teknik besinlerin evi onlar.
Ik zou graag terug willen naar Toscane naar zo'n traditionele omgeving, gastronomie, goede voeding.
Bu tür geleneksel tespitler, güzel yemekler... ... ve gastronomi için Toskana'ya... ...geri dönmek isterdi.
De beweging om zelf je activiteiten te meten gaat veel verder dan voeding en beweging.
Kişisel ölçüm hareketi diyet ve egzersizin çok ötesine geçmiş durumda.
Biotechnische voeding Het Model U voor Ford Motor, een cradle to cradle auto concept auto.
Biyoteknik besinler Ford Motor için U Modeli, bir beşikten beşiğe arabası konsept arabası.
De vader zal verplicht zijn, haar voeding en kleeding naar billijkheid (gedurende dien tijd) te geven.
Onların uygun biçimde yiyeceğini ve giyeceğini sağlamak, çocuğun babasına aittir.
De vader zal verplicht zijn, haar voeding en kleeding naar billijkheid (gedurende dien tijd) te geven.
Annelerin, münasip şekilde yiyeceğini giyeceğini sağlamak, babanın görevidir.
De vader zal verplicht zijn, haar voeding en kleeding naar billijkheid (gedurende dien tijd) te geven.
Ananın yiyecek ve giyecek ihtiyacını ise çocuğun babası güzel ve uygun bir şekilde karşılamalı.
De vader zal verplicht zijn, haar voeding en kleeding naar billijkheid (gedurende dien tijd) te geven.
Evlat sahibi olana da evladını emzirenin rızkını, elbisesini, örfe göre, vermesi borçtur.

 

Verwante zoekopdrachten: Voeding -