Vertaling van "vulkanisch" aan de Turkse taal:
Woordenboek Nederlands-Turks
Vulkanisch - vertaling :
Voorbeelden (Externe bronnen, niet beoordeeld)
| Allemaal vulkanisch? | Yani bunların tamamı volkanik kayalar mı? |
| Vicente, vulkanisch gesteente. | Vincente, volkanik kaya. |
| Al die geïsoleerde eilanden zijn vulkanisch. | Evet. Birçok biçimde. Hepsi öyle. |
| Het is een vulkanisch en zanderig eiland. | Bu volkanik ve kumlu bir ada. |
| Onder ons bevindt zich zo'n 8000 meter vulkanisch gesteente. | Altımızda, neredeyse 8.000 metre volkanik kaya bulunuyor. |
| Ze kunnen tonnen as en vulkanisch gesteente de atmosfeer inbrengen. | Atmosfere tonlarca kül ve volkanik kaya parçaları fırlatırlar. |
| Er wordt enorm veel vulkanisch materiaal aan de aardkorst toegevoegd. | Kabuğa eklenen muazzam miktarda volkanik materyal var. |
| Dit is typisch vulkanisch gesteente. Je ziet ze hier overal terug. | Bak, bunlar Barberton'da çok yaygın olan volkanik kayalar. |
| Dit lijkt me een vulkanisch eiland. In meer dan één opzicht. | Bu ada volkanik görünüyor. |
| De verzamelde stenen van de MidAtlantische Rug... blijken doorgaans vulkanisch te zijn. | Bilim insanları, ortaokyanus dağsırasında taş toplamaya başladıklarında bunların çoğunlukla volkanik olduğunu gördüler. |
| In de jaren '60 en '70 wisten we al dat het vulkanisch was. | Ve biliyoruz ki 60'lar ve 70'lerde volkanikti. |
| Zij trokken zich terug in een geïsoleerd vulkanisch massief dat boven de kustvlakte uittorent. | Kolombiya'nın Karayip kıyılarına yerleşen eski zalim toplumun torunları, bu toplum, Karayip kıyılarına yükselen tenha bir yanardağa çekilmiş. |
| Niet enkel de bergtoppen, maar het hele landschap bestaat eruit... en uit ander vulkanisch gesteente. | Yalnızca volkan konileri değil, buradaki tüm arazi andezitten ve diğer volkanik kayalardan oluşuyor. |
| Als vulkanisch gesteente uitbarst en afkoelt... legt het de huidige richting van het magnetisch veld vast. | Volkanik kayalar patlayıp, soğurken Dünya'nın o andaki manyetik alanının yönünü kaydederler. |
| De zeebodem blijkt voornamelijk te bestaan uit jong vulkanisch gesteente... uitgebarsten in de laatste 200 miljoen jaar. | Ve görünüşe göre, okyanus tabanının büyük kısmı tamamı son 200 milyon yıl içinde oluşmuş görece yeni volkanik kayalardan oluşuyordu. |
| En dat is de berg Olympus op Mars, wat eigenlijk een groot vulkanisch schild is op de planeet. | Ve şu da Mars'taki Olympus Dağı, gezegen üstünde büyük volkanik bir katman. |
| Er waren ongeveer negen verschillende milieufactoren, sommige erg subtiel, die tegen de Paaseilanders werkten, zoals bijvoorbeeld neerslag van vulkanisch as, breedtegraad, regen. | Öyle anlaşılıyor ki, Paskalya Adası yerlilerinin aleyhinde çalışan yanardağ püskürtüsü, enlem ve yağışla ilgili dokuz değişik çevresel faktör bulunuyordu bunların bazıları da kolay farke dilemeyecek türdendi. |
Verwante zoekopdrachten: Vulkanisch -