Vertaling van "functionele voeding" aan de Turkse taal:


  Woordenboek Nederlands-Turks

Functionele voeding - vertaling : Voeding - vertaling :

  Voorbeelden (Externe bronnen, niet beoordeeld)

Het functionele verlies is duidelijk.
Yani, fonksiyonel kayıp çok açık.
Geen dwang voeding.
Zorla yedirme yoktu.
We noemen ze de biologische voeding en de technische voeding.
Bunlara biyolojik beslenme ve teknik beslenme diyoruz.
We hoorden wat over functionele MRI.
Daha önce işlevsel MRI ile ilgili birşeyler duymuştuk.
We kunnen dan functionele levers maken.
Ve böylece işlev gören karaciğerler yaratıyorsunuz.
Technische voeding zal in orde grootte van de biologische voeding zijn.
Teknik beslenme, biyolojik beslenmenin onda biri oranında olacaktır.
Uit de voeding natuurlijk.
Elbette ki besinlerimizden.
Ik dacht aan voeding.
Sadece karnını doyurmayı düşünüyordum.
Ik verwacht veel van voeding.
Belki de, yiyeceklerden çok şey bekliyorum.
langdurige relatie in een functionele MRI scanner te leggen.
Hâlâ aşık olduklarını söyleyen ve uzun süreli ilişki içindeki insanları fonsiyonel MR makinesinde görüntülüyoruz.
De sleutel is het overwinnen van zogenaamde functionele fixatie.
Çözümün anahtarı işlevsel sabitlik denen şeyin üstesinden gelmektir.
Anderen denken aan te vette voeding.
Bazıları dietteki fazla yağ olduğunu.
Laten we niet vergeten dat het een functionele eenheid is.
Tabii işlevsel bir eleman olduğunu da unutmayalım.
Vergelijk hem maar... met de functionele ontwerpen van onze deuren.
Bunu, insanlar için kullanılan kapılarımızla kıyaslamanızı öneririm.
Dit is de belangrijkste methode die ik gebruik de functionele MRI.
Kullandığım ana yöntem bu. Fonksiyonel MRI.
We maakten software die functionele MRI toestellen over het internet verbindt.
Şimdi Virginia ve Londra'da. İnternet üzerinden kullanımda olan manyetik rezonans görüntüleme cihazlarını balğlayan bir yazılım ürettik. Bir seferde 6 makinayı bağladığımızı tahmine ediyorum ama gelin 2 tane üzerine odaklanalım.
Die bezitten veel intellectuele bedrijfsrechten wat menselijke voeding aangaat.
Monsanto gibi, insanların yiyecekleri üzerinde pek çok kurumsal fikri mülkiyetin olduğu başka alanlardan biri haline gelebilir.
Om je er één voorbeeld van te geven voeding.
Size sadece bunun bir örneğini vereceğim yiyecek.
Ze laten zien hoe veel voeding ze hebben verkregen.
Ne kadar iyi beslendiklerinin kanıtıydı bu.
In de eerste plaats slechtere voeding, misschien een kortere levensduur.
Öncelikle, daha kötü beslenme, belki daha kısa ömre sebep oldu.
Ik bedoel dat dit soort top down, mono functionele, kapitaalintensieve oplossingen echt niet gaan volstaan.
Yani bu yukarıdan aşağıya tek işlevli, sermaye odaklı çözümler artık çözüm olamıyorlar.
Met een methode genaamd 'functionele MRI' konden we hersengebieden identificeren die reageerden op positieve informatie.
İşlevsel MRİ adındaki bir yöntemi kullanarak olumlu bilgilere tepki veren beyin bölgelerini tespit ettik.
Een daarvan is gefocusseerd ultrageluid, en de andere is de functionele magnetische resonantie beeldvorming (fMRI).
Bunlardan biri Odaklamalı Ultrason, diğeri de izlenebilir Manyetik Rezonans Görüntüleme.
Oké, ik ga jullie opnieuw wat laten zien over jullie voeding.
Pekâlâ, şimdi size yine beslenme düzeniyle ilgili bir şey göstereceğim.
Ze keken naar de gedrukte informatie over voeding en zagen dat wat werkte voor voedingsmiddelen de mensen hielp om te begrijpen wat er in hun voeding zat.
Bu mısır gevreğinin kutusundaki besin değerleri tablosuna baktılar ve gördüler ki kahvaltılık gevrek için işe yarayan bu şey insaların yediklei besinkerin içinde ne olduklarını anlamalarını sağlıyor.
Onze functionele testen, die kleine testjes, geven allemaal aan dat ze veel sneller en gemakkelijker zijn.
İşlevsel testlerimiz, buradaki küçük testler gibi, çok daha hızlı ve kolay olduklarını gösteriyor.
Daarom moeten wij tevreden zijn zolang wij maar voeding en onderdak hebben.
Yiyeceğimiz, giyeceğimiz varsa bunlarla yetiniriz.
Ik herkende zelfs de helft van de namen in onze voeding niet.
Ve yediğim yemeklerin yarısının isimlerini dahi bilmiyorum.
Ik zou je nooit overtuigen dat er maar één juiste voeding bestaat.
Sizinle doğru olan tek bir yiyecek olduğu konusunu asla tartışamam.
Stel je voor dat die schotels gaan draaien door gemeenschapsacties over voeding.
Cebimizdeki parayla ne yaptığımız ve hangi işleri desteklemeyi seçtiğimiz. Şimdi, bu tabakların gıdayla ilgili halk eylemleriyle sarsıldığını farz edin.
We moeten echt verandering brengen in dit paradigma over kinderen en voeding.
Çocuklar ve gıdayla ilgili tüm bu örneklemi gerçekten değiştirmemiz gerekiyor.
Kunt u mij 'n aantal details geven van de behandeling en voeding?
Bakımı ve diyeti hakkında daha fazla bilgi verir misiniz?
Als u het informatiecentrum opstart wordt er een venster geopend dat is opgedeeld in 3 functionele onderdelen.
Bilgi merkezini başlattığınızda, 3 fonksiyonel bölümü olan bir pencere ile karşılaşırsınız.
Het is eigen vogel Nature's die leeft van knoppen en voeding te drinken.
Tomurcukları ve diyet içecek yaşayan Doğanın kendi kuştur.
Dit is de elektrische voeding voor een ziekenhuis op het platteland van Malawi.
Bu Malavi kırsalındaki bir hastanenin elektrik şebekesi.

 

Verwante zoekopdrachten: Voeding - Functionele -